Where is Our Foodie?

0
Takip edin ve Paylaşın
4

This is my interview I gave to Evren Aybars who is a columnist in www.radikal.com.tr, which is the internet website of one of the biggest neswpapers in Turkey, on 11.02.2016.

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/evren-aybars/bizim-sikemperver-ne-alemde-1508372/

================================================================================

Bizim Şikemperver Ne Alemde?

Şikemperver (midesine düşkün) İsmet Ersoy Latin Amerika’da ‘yeme-içme’ turunda. Peki turu nasıl gidiyor? Gelin kendisinden dinleyelim…

Geçtiğimiz sonbahar aylarında Latin Amerika’da yeme içme konusunda uzun bir tura çıkacak bir arkadaşımdan bahsetmiştim sizlere. O zamanlar kendisine arkadaşım diyemezdim belki ama şimdi diyorum çünkü, aramızdaki binlerce kilometreye rağmen sürekli haberleşiyoruz ve kendisini takip etmekten müthiş zevk alıyorum. En son çocukluk hayallerimden birini yapıp Galapagos adalarına gidince, dayanamayıp kendisiyle uzun menzilli bir röportaj yapmayı istedim, sağolsun beni kırmadı. Gelin bu müthiş seyahati ve onu gerçekleştireni biraz daha yakından tanıtayım sizlere…

İsmet Ersoy kimdir? Bize biraz kendinden bahseder misin?

Aslında ben, yani İsmet Ersoy denilen adam, herkesi şaşırtacak süper güçleri veya meziyetleri olan bir adam değilim. Normal bir çocukluk geçirmiş, düzenli bir okul hayatı olmuş, yüksek tahsilini yapmış, askerlik vazifesini yerine getirmiş ve sonrasında milyonlarca beyaz yakalı arasında yerini alarak tüm toplumsal planlamalara uymuş bir sıradan adamım. Ya da adamdım. Buraya kadar her şey normal. Beni özel kılmasa da belki de toplumun geri kalanından bir miktar ayıran özelliğim bu safhadan sonra hikayemi diğerlerinden farklı yazmaya karar vermiş olmam.

Ben bir yeme-içme ve gezme aşığıyım. Belki de bu aşktan dolayı yemeğimi hızlıca yiyor, sokakları hızlıca adımlıyorum. Anlayacağınız aşkı hızlı yaşayan ve aşkta kural tanımayanlardanım. Bu nedenle yemek konusunda kendimi gurme olarak değil şikemperver (midesine düşkün) olarak, gezme konusunda kendimi seyyah olarak değil yolcu olarak tanımlıyorum. Ne yediğimle ne de yolda olmalarımla ilgili yazılmış kurallara değil damağımın ve yolların bana söylediklerine kulak asıyorum. Bu sayede yemekle ve gezmekle olan aşkımı kuralsızca yaşayabiliyorum.

Otavalo Market/Ekvador

Otavalo Market/Ekvador

Bu seyahate çıkmaya nasıl karar verdin? Güzergahı nasıl planladın?

Seyahat öncesi içinde bulunduğum koşullar materyalist anlamda tatmin ediciydi. Buna karşın manevi anlamda tatminsizlik içindeydim. Her yaptığım ve altına imza attığım işin bir süre sonra benden çıkıp gitmesi ve geride bana dair hiç bir şeyin kalmaması sanırım bu yolculuğun temelini oluşturdu. Çünkü artık ben de bunu yaptım demek istiyordum. İşte tam da bu zamanda benim yeme-içme ve gezme sevdam bu psikolojik durumla buluştu ve ortaya bu seyahat çıktı.

Bu nedenle yolculuğun kararını ben mi verdim yoksa hayatım boyunca yaşadıklarım ve içinde bulunduğum koşullar mı karar verdi bilmiyorum. Sonuçta kararı kim aldı bilmiyorum ama şu an iyi ki de almış diyorum 🙂

Güzergah belirlenmesi konusu biraz eğlenceli oldu. Seyahatimin rotasını önce Avrupa olarak belirlemiştim. Rotayı çizmeye ve çevremdekilerle paylaşmaya başlayınca gördüm ki ben ve çevremdeki çoğu insan bu rotanın birçok noktasını zaten biliyor. Oysa ben yeni bir şeyler yapmak istiyordum. Acaba neresi olabilir diye düşünürken gözümün bir ucuyla hep takip ettiğim Latin Amerika bana bir anlamda göz kırptı. O zaman dedim ki Latin Amerika için tam zamanı. Hem bizler için pek bilinmeyen ve hem de merak ettiğim bir coğrafya. Böylece rotamı Latin Amerika’ya çevirdim.

Valle De Cocora/Kolombiya

Valle De Cocora/Kolombiya

Şu ana kadar seyahatin ne kadar sürdü? Nereleri gezdin? Nasıl anılar biriktirdin?

Seyahatime 01 Ekim 2015 tarihinde Venezuela Karakas’tan başladım. Şu an yaklaşık 4.5 ay oldu ve sırasıyla Venezuela, Kolombiya ve Ekvador’u dolaştım. Seyahat öncesi planlamama göre aslında şu an Brezilya’da yani rotamdaki 10. ülkemde olmam gerekiyordu. Ama seyahate başladıktan sonra gördüm ki benim seyahat anlayışım farklı. Ben şu kadar ülke gezdim, şu kadar şehir gördüm, şu kadar kilometre yol yaptım demek için yollarda değilim.  Ben seyahatim sırasında sadece bir yerleri görmek değil o coğrafyalardaki yaşamlara dahil olmak, yerel insanların hayatlarını deneyimlemek, onları anlamak istiyorum. Bu yüzden gün geliyor 2 günlüğüne gittiğim yerde 2 hafta kalıyorum.

Bu sayede gün oldu yerel aile toplantısında bir yandan empanada yerken bir yandan masa başında iskambil oyunu oynadım, gün oldu Kolombiya güzellik yarışmasını Kolombiyalı dostlarımla evde TV başında abur cubur atıştırarak izledim, gün oldu Venezuela’lı dostlarımla Venezuela-Paraguay futbol karşılaşmasında Venezuela’nın galibiyeti için tribünde ter döktüm. Sözün özü anı olarak rakamları değil hayatın tam kendisini biriktirmeye çalışıyorum.

Venezuela-Paraguay futbol maçı

Venezuela-Paraguay futbol maçı

Bundan sonraki seyahat planın nasıl?

Seyahatime 25 Latin Amerika ülkesini gezmek amacıyla başlamıştım. Halen de o rotada ilerliyorum. Bunun ne kadarı gerçekleşir bilmiyorum. Zaten seyahatim sırasında keşfettim ki ben artık böyle rakamsal bir hedeflemeyi geride bırakmışım. Amacım rakamsal değerlerin ötesine geçmiş. Bu yüzden de seyahatimle ilgili ne zaman bitecek sorusuna “Bilmiyorum, buna yollar karar verecek.” diyorum. 🙂

Şu ana kadar seni en çok etkileyen yer neresi?

Bu soru 2 hafta önce sorulmuş olsaydı muhtemelen başka bir cevap verirdim; ama şu an yanıtım kesinlikle Galapagos Adaları. Adaların sunduğu doğal güzellikler ve vahşi yaşam kesinlikle paha biçilmez. Şnorkel dalışlarında köpek balıklarıyla, deniz aslanlarıyla, su kaplumbağalarıyla ve devasa Manta balığıyla yüzmek, su iguanalarıyla bir plajı paylaşmak hiç kuşkusuz hayatımın en unutulmaz tecrübeleri olarak kalacak.

Bu tür seyahatler Türkler arasında çok yaygın değil. Seyahatin süresince daha çok hangi ülkelerden gezginlerle karşılaşıyorsun? Türkler sence neden bu şekilde gezemiyor?

Seyahatim sırasında binlerce sırt çantalı görüp, yüzlercesiyle tanışıp, onlarcasıyla sohbet ettim; ama ne yazık ki aralarında bir tane bile Türk yoktu. Yollar Avrupalı, Kuzey Amerikalı ve Güney Amerikalı gezginlerle dolu. Hep birden adım adım dünyayı keşfediyorlar. Bu insanların arasında kadını, erkeği, genci, yaşlısı, bekarı, evli ve çocuklusu her kesimden insan var. Bir yerden sonra şunu anlıyorsunuz, bu keşfetme ruhu ne cinsiyetle, ne ekonomik güçle ne de bir başka şeyle ilintili. Bu konu tamamen insanların ruhlarına aşılanmış keşfetme güdüsüyle ilintili.

Yolculuğum sırasında Türkiye’den geldiğimi öğrenenlerin suratlarındaki şaşkınlık ifadesini hiç sevmiyorum. Sanki uzaydan gelmişim havası yaratıyor. Ama bu şaşkınlığın nedeni basit. Çünkü biz Türkler bu tür seyahatlere ve farklı coğrafyalara gitmekten ve keşfetmekten halen oldukça uzağız. Bunun nedenlerini blogumdaki “Derlemeler” başlığı altında birkaç yazımda da dile getirmiştim. Biz Türklerin bu tür seyahatlere çıkmamamızın bence en önemli sebebi “Korku”. Çocukları ve gençleri korkutuyoruz. Yapamazsınlarla, edemezsinlerle, beceremezsinlerle, deliliktir bu söylemlerimizle onları korkutuyoruz. Oysa onları korkutmak yerine teşvik etmeliyiz. İşte o zaman korkularından ve kaygılarından arınmış bir şekilde dünyanın her yerini keşfetmek için yola çıkmış binlerce gezgin Türk görebiliriz.

Seyahatin için ihtiyaç duyduğun finansmanı nasıl sağlıyorsun? Bir sponsorun var mı?

Seyahatimle ilgili hemen hemen herkesin ilk sorduğu soru bu seyahatin masraflarını nasıl karşıladığım veya bir sponsorumun olup olmadığı. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bir sponsorum yok. İstemediğimden değil, bulamadığımdan. Seyahat öncesi ülkemizin en önde gelen bir çok firmasına sponsorluk dosyası göndermeme ve hayalimden bahsetmeme rağmen ne yazık ki hiç birindenden bir destek bulamadım. Oysa bu süreçte Avrupalı ve Amerikalı blogger’ların bu tip seyahatlerini incelemiş ve onların sahip olduğu sponsorlukları görünce çok umutlanmıştım. Ama ne yazık ki ülkemizdeki firmalar TV reklamlarına milyonlarca dolar reklam bütçeleri ayırmalarına karşın sponsorluk konusunda Amerikalı veya Avrupalı rakipleriyle aynı cesur tavrı sergileyemiyorlar.

Sponsor bulamamak biraz umut kırıcı olsa da hayallerininpeşinden giden adamı durdurmuyor. Yola çıkmayı kafama koymuştum. Böyle olunca kendi birikimlerimi kullanmaya karar verdim. Şu an tüm masrafları kendim karşılıyarak yolculuğuma devam ediyorum. Evet bir evim veya arabam yok ama anlatacak binlerce hikayem var.

Türkiye’ye döndüğünde planların neler?

Bu soru için cevabım basit: “Bilmiyorum” 🙂 Şu an gerçekleştirdiğim yolculuk sırasında her gün yeni bir tecrübe kazanıyor ve hayatımda yeni bir pencere açıyorum. Yolculuk sonunda neler biriktirmiş olacağım ve bu birikimlerim beni nereye götürecek hiç bilmiyorum. O yüzden de seyahat sonrasına dair şu an hiç bir planım yok.

Benzer seyahatlere çıkmayı düşünenlere önerilerini alabilir miyiz?

Ben seyahatimle ilgili tüm tecrübe ve önerilerimi www.culinistanbul.com isimli blogumda kaleme alıyor ve “culinistanbul” isimli instagram ve facebook hesaplarımdan takipçilerimle paylaşıyorum. Bu tür bir seyahat gerçekleştirmeyi planlayanlar ve Latin Amerika coğrafyasını merak edenler paylaşımları okuyup fikir sahibi olabilirler.

Son bir şey söylemek istiyorum. Ben imkansız veya çok zor bir iş yapmıyorum. Sadece yapmak istediğim bir şeyin peşinden gidiyorum. Benim gibi herkes bu türden yolculuklara çıkabilir ve hayallerini gerçekleştirebilir. Yeter ki yolculukları öncesinde karşılarına çıkıp çok tehlikeli, yapamazsın, beceremezsin diyenlere kulak asmasınlar. Emin olsunlar ki kendilerine bunları söylemiş olanlar yolculukları sırasında kendilerini hem takdir edecek hem de imrenerek takip edecek.

Yolculuğuna bizleri ortak ettiğin için teşekkürler İsmet. Seni keyifle izlemeye devam edeceğiz.

This post is also available in: Turkish

Share.

Leave A Reply