1 Araba – 2 Gün – 4 Şehir : Vienne

0
Takip edin ve Paylaşın
0

Lyon’da kaldığımız süre boyunca neler yaptığımızı “Lyon İçin Bir Günlük Yürüyüş Parkuru” başlıklı yazımda kaleme almıştım. Ama tabi ki biz o gezimiz sırasında sadece Lyon’u görmedik. Hazır buralara kadar gelmişken neden etraftaki şehirlerden de bir kısmını keşfetmiyoruz ki dedik Böylece Lyon’dan 1 Arabayla yol çıkıp, 2 Günde çevredeki 4 Şehri gezdik. Şimdi size Lyon’a geldiğinizde neden araba kiralayıp çevredeki şehirleri gezmeniz gerektiğinizi anlatacağım. İlk olarak Vienne‘den başlayalım. İşte tüm yaşanmışlıklarıyla Vienne Gezi Rehberi 🙂

 

Vienne Gezi Rehberi

Vienne Gezi Rehberi

Lyon’un Çevresi

Lyon’un çevresinde gördüğümüz 4 lokasyon da birbirinden farklı ve güzel özelliklere sahipti. Her birinde gördüklerimiz bie Fransa’nın tadının sadece bildik büyük şehirleri gezereke çıkarılamayacağını göstermişti. Lyon’un çevresinde gördüğümüz yerleşim yerleri de bunun en güzel ispatıydı.

Vienne’e Doğru

Kiraladığımız araba küçük ve sempatik bir model olan Opel Adam’dı. Arabamızı kiraladıktan sonra eşyaları arabaya yerleştirmek pek kolay olmadı. Niye mi? Çünkü arabanın bagaj kapağının nasıl açıldığını bir türlü bulamıyorduk. Neyse ki internetten kullanıcı kılavuzunu bulup biraz inceledikten sonra sorunu çözdük. Bu arada Fransa’da araba kiralama ile ilgili daha önce Saynur “Fransa’da Araba Kiralamak” isimli çok güzel bir yazı kaleme almıştı. Bence bu yazının bir parçası olarak o yazıya da bir göz atın.

Eşyaları arabaya yerleştirdikten sonra arabamıza atladık ve yola koyulduk. Aslında o da ayrı bir hikaye. Uzun süredir otomatik vites araba kullanmaktan dolayı manual araba kullanmayı unutmuşum. Bu yüzden direksiyon başına geçtiğim an arabayı kullanmakta biraz zorlandım. Hatta acaba arabayı otomatik vites bir araçla değiştirsek mi diye de düşünmedik değil. Ama araba kiralama şirketinde otomatik araç kalmadığını öğrenince yolumuza seve seve manual araç ile devam etmek zorunda kaldık 🙂

Arabayla yaşadığımız bu ilk heyecanlardan sonra sonunda yola koyulmuştuk. Hava ve yol şartları gayet iyi, AB standartlarına uygundu. Böyle olunca biz de yolculuğumuza keyifle başladık. Müziğimizi ve klimamız açıp haritanın gösterdiği yolu izleyerek Vienne’ye doğru hızla ilerledik. 45 dakika süren eğlenceli ve keyifli bir yolculuk sonrasında da Vienne‘ye geldik.

Vienne Gezi Rehberi

Vienne Lyon’un yaklaşık 35km güneyinde yer alan küçük, sevimli ve huzur dolu bir yerleşim yeri. Rhone nehri kıyısında yer alan bu ufak şehir, oldukça sevimli görünüyordu. Hani şu herkesin birbirini tanıdığı roman kasabaları cinsinden. Şehir bu kadar keyifli olunca Vienne Gezi Rehberi de bol yürüyüşlü oluyor tabi 🙂

Vienne

Vienne

Vienne’ye varır varmaz önce araba için bir otopark aradık. Biraz kafayı kaldırıp tabelalara bakınca kent merkezinde bir otopark olduğunu fark ettik. Arabamızı oraya bırakıp şehri yürüyerek geçebileceğimize karar verdik. Arabayı park edip otoparktan çıktıktan sonra karşımıza ilk çıkan Vienne pazarı oldu. Sizi bilmem ama gittiğim ülkelerde pazar görmek ve gezmek bana çok keyif verir. O yüzden pazarın kurulduğu gün Vienne’de olmak benim için bir şanstı. Tabi ki Fransa’da bir pazar geziyorsanız pazarın gözdesi yiyecek bölümü oluyor; çeşit çeşit sebzeler, peynirler ve etler bence pazarın gözdeleriydi.

Vienne Pazarı

Vienne Pazarı

Pazarı gezerken Les Cafes – Pierro Soral (Cours Romestang caddesi) isimli kahve ve çay satan minik bir dükkan gördük. Merakla dükkana girdik. Girer girmez de içerideki kahve ve çayların kokularını aldık. Her yer kavanoz kavanoz kahve ve çayla doluydu. Kavanozlardan birkaçını açıp kokladık. Nefisti. Dükkanda biraz daha vakit geçirip beğendiğimiz kahve ve çaylardan birkaç paket aldık. Eğer siz de çay ve kahveye meraklıysanız bu şirin dükkana bir uğrayın derim.

Pazarın içinden devam edip, soluğu Jardin Archeologique de Cybele isimli tarihi bahçede aldık. Burası şehrin içinde antik kalıntıların olduğu bir alan. Çok büyük bir yer olmasa da şehrin içinde yemyeşil ve çiçeklerle dolu bir tarihi kalıntı görmek oldukça güzeldi.

Bu tarihi alanda biraz vakit geçirdikten sonra Vienne’nin en önemli tarihi kalıntılarından biri olan antik tiyatroya doğru yürümeye başladık. Rue du Cirque caddesi üzerindeki bu tiyatroya gitmek için 5-10 dk yürümek yeterliydi. Yürüyüş rotamız üzerinde bol bol “Hello, I am a Blogger” fotoğrafları çektik 🙂 Siz de ara sokaklara girerseniz çok güzel facebook, instagram fotoğrafları yakalayabilirsiniz 🙂

Hello, I am a blogger :)

Hello, I am a blogger 🙂

Antik tiyatroya gelir gelmez biz şok. Neden mi? Çünkü tiyatro kapalı. OMG diyor insan. İçinden ve bağırarak. Napıcaz şimdi diye düşünüyoruz. Yapacak bir şey yok. Demir korkuluklar arasından küçük bakışlar atarak tiyatroyu görmeye çalışıyoruz, ama nafile. Aslında bir şeyler görüyoruz da ne görüyoruz anlamıyoruz. Gördüklerimiz görmeyi umut ettiklerimiz yanında solda sıfır. Biraz üzgün, biraz kızgın vaziyette “Aman boşver, Aspendos daha güzel” tesellisiyle Vienne’yi keşfetmeye devam ediyoruz.

Moralimizi bozmadan yürüyüş yolumuzu Place de Palais Charles de Gaulle meydanında bulunan Temple d’Auguste et de Livie çeviriyoruz. Burası sütunlu mimarisiyle şehrin ortasında bulunan tarihi bir alan. Etrafında kafelerin de bulunduğu bu meydan bence Vienne’nin en hoş yerlerinden biri. Hatta insan kendini bir an Yunanistan’da hissetmiyor da değil 🙂

Meydanda biraz vakit geçirdikten sonra yine ara sokaklarda güle oynaya yürümeye devam ediyoruz. Bu sırada karşımıza Vienne Cathedral – Cathedrale Saint Maurice çıkıyor. Şehirdeki en heybetli binalardan biri olsa da bugüne kadar gördüğüm dev katedraller sonrası beni pek de etkilemiyor. Klasik gezgin ritüellerini yerine getirip fotoğraf çektiriyoruz. Eğer katedrallere özel bir ilginiz yoksa bir fotoğraf sonrası yürüyüşünüze devam edebilirsiniz. Arzu edenler katedralin içini rahatça gezebiliyor.

Vienne Cathedral - Cathedrale Saint Maurice

Vienne Cathedral – Cathedrale Saint Maurice (Vienne Gezi Rehberi)

Biraz daha yürüdükten sonra birbirimize bakıp bir mola mı versek dedik. Her ikimizde bu soruya “EVET” diye yüksek sesli bir cevap verince yürüyüşümüzün başında birçok kafenin olduğunu gördüğümüz Cours Marc-Antoine Brillier caddesine yürümeye karar verdik. Zaten yolumuzun da üstüydü. 5 dakika yürüdükten sonra caddeye gelmiş ve yemyeşil ağaçlar altındaki kafelerden birine oturmuştuk.  Kahvelerimizi söyleyip Vienne’nin tadını çıkarmaya devam ettik.

Kahvemizi içip biraz soluklandıktan sonra Vienne’yi terk etmeden önce son olarak Chapelle Notre Dame de la Salette‘ye gitmeye karar verdik. Burası şehri tepeden gören bir noktaydı. Ancak sıcakta oraya gitmek biraz zor olacağı için önce arabamızı alalım dedik. Otoparka gidip arabamızı aldık. Sonra doğruca tepeye doğru yola koyulduk Dar ve tek yön yollardan geçip tepeye ulaştığımızda bizi enfes bir Vienne manzarası karşıladı. Şehrin panoramik bir manzarası görmek istiyorsanız bu tepeye mutlaka çıkmalısınız. Bol bol fotoğraf çektikten sonra Vienne’ye el sallayıp yolumuza devam ettik.

 

Share.

Leave A Reply