Tekerlemedeki Üçüncü Ülke, Danimarka

0
Takip edin ve Paylaşın
0

Küçükken yemek yemeyi hiç sevmezdim, o yüzden anneannem yemekten önce beni neşelendirmek için “İsveç, Norveç, Danimarka, Belçika Belçika, Hollanda. Türkiye’nin başkenti Ankara” tekerlemesini söylerdi ki daha kolay yemek yiyebileyim. O yıllarda bu tekerlemedeki bütün ülkeleri gidip görmeyi aklıma koymuştum. Şimdilik üç tanesi tamamlandı, İsveç ve Norveç ise sırada. Bu yazının konusu ise yemekten önce söylenen tekerlemedeki üçüncü ülke; Danimarka!

Danimarka

Billund ve Legoland

Bir Kasım soğuğunda kendimi Billund’da buluverdim. Kış ayları için İskandinav ülkelerine “Çok soğuktur, aman gitmeyeyim” derler ya gerçekten de soğukmuş. Yanlış hatırlamıyorsam hava yaklaşık -10 dereceydi. Güneş neredeyse yüzünü hiç göstermiyordu. Fakat gökyüzü ne kadar griyse Danimarka o kadar rengarenkti!

Billund’un çocukluğumda lego oyuncaklardan dolayı ayrı bir yeri vardı. Evet yanlış duymadınız, Billund, lego oyuncakların üretildiği ve Lego Group’ın genel merkezinin bulunduğu şehir. Şehirde ayrıca “Legoland” adında kocaman da bir lego parkı var. Bu parkta legodan yapılmış gemiler, evler, ünlü mimari yapılar, insan ve hayvan figürleri, gösteriler ve oyun parkları var. Anlayacağınız Legoland sadece küçükler için değil her yaştan insanlar için keyifli bir yer. Park giriş biletleri 1 günlük veya 2 günlük olmasına ya da alış tarihine göre farklılık gösteriyor. Fiyatlar 299 DKK (168 TL) ile 499 DKK (280 TL) arasında değişiyor. Park hakkında daha fazla bilgiye parkın websitesinden ( https://www.legoland.dk/en/ ) ulaşabilirsiniz.

Legoland ( http://www.visitdenmark.co.uk )

Aarhus

Billund’dan sonraki durağım Aarhus’tu. Yaklaşık iki saatlik bir otobüs yolculuğunun ardından Aarhus’a ulaştım. Arkadaşımla buluştuktan sonra şehri dolaşmaya çıktık. Zaten ufak bir şehir olduğu için üç gün boyunca doya doya gezdik. Eğer bir gün yolunuz Aarhus’a düşerse, Aarhus Sanat Müzesi’nin (Aros Aarhus Kunstmuseum) üst katında yer alan gökkuşağı koridoruna mutlaka uğrayın. Koridorda ilerledikçe cam tavan ve zeminin etrafında değişen gökkuşağı renklerinin içerisinde yürüyorsunuz. Bu esnada üzerinizdeki kıyafetlerin, şehir merkezinin ve insanlarında renkleri değişiyor.

Danimarka Aarhus limanı

Danimarka Aarhus limanı

Danimarka Aarhus sokakları

Danimarka Aarhus sokakları

Danimarka - Aarhus Sanat Müzesi

Danimarka – Aarhus Sanat Müzesi

Fakat bana göre Aarhus’un en can alıcı yanı Den Gamle By’dı. Hatta ve hatta, dört kıtada, yaklaşık otuz ülkede, yaklaşık yetmiş şehir görmüş olmama rağmen Den Gamle By kadar can alıcı bir yer görmedim! Den Gamle By, 19. Yüzyıldan günümüze kadar uzanan evleri, kafeleri ve dükkanlarıyla büyüleyici bir yer. Daha da ilginci bu mekanların içinde yaşayan insanlar adeta 19. yüzyılda gibi yaşamaya devam ediyor. Örneğin, 19. Yüzyıla ait bir eve girdiğinizde o evde o yılda yaşayan insanlarla karşılaşıyorsunuz. Kıyafetleri, uğraştıkları işler, konuşma tarzları ve bilgi dağarcıkları yaşadıkları yüzyıla ait. Sanki dünyada değişen şeylerden hiç haberdar olmamışlar, o evden hiç çıkmamışlar gibi. Mesela, bize nereli olduğumuzu sorduklarında “Türkiye” dedik, elbette kendi hayatlarında Türkiye’yi biliyorlardı ama teatral bir parkın içinde olduğumuz için anlayamadılar,“Osmanlı İmparatorluğu” dediğimizde anladılar. “Aaa Ottomans!” diye bir sevindiler ki o anı anlatamam. O evde 19. Yüzyılı yaşadıktan sonra, Den Gamle By sokaklarında ilerledik; günümüze ulaştık, geleneksel Danimarka kurabiyeleri satan fırınlardan televizyon satan dükkanlara geldik.

Den Gamle By

Danimarka – Den Gamle By

Den Gamle By

Den Gamle By’da geleneksel Danimarka pudingi yerken

Kopenhag

Gezimin son durağında, Kopenhag‘dayım. Kattegat Denizi’nini geçip ulaştığım Kopenhag, Küçük Denizkızı Heykeli ve Christiania ile meşhur şehirdir. Şehri ziyaretimden aylar sonra, Rio de Janeiro’da tanıştığım bir Danimarkalıdan öğrendim ki Danimarkalılar Kopenhag’ı (København) “kübınhavn” olarak telaffuz ediyormuş. Bense o alışılmamış çizgili “o” harfini nasıl okuyacağımı bilemediğimden şehirde birileriyle konuşurken hep “Copenhagen”i kullanmıştım.

Danimarka Baltık Denizi

Danimarka Baltık Denizi

Kopenhag’da bir gün kalmak ve hemen Ankara’ya dönmek zorunda olduğum için  şehre tam olarak doyamadım. Yine de bu kısa seyahatimde gördüğüm Küçük Denizkızı Heykeli ve Christiania’dan bahsetmek istiyorum.

Küçük Denizkızı Heykeli (Den Lille Havfrue), şehir merkezinin kuzeyinde, kimine göre yıldız, kimine göre su kaplumbağası şeklindeki nehir tarafından sarılmış Kastellat Kalesi’ne çok yakın. Heykel beklediğimden çok daha küçüktü, fakat enteresan olan heykelin belirli aralıklarla belediye tarafından yenilenmesi oldu. Çünkü heykele zarar veren çok fazla oluyormuş; kolunu koparanlar, üzerine yazı yazanlar, boya atanlar… O nedenle belediye heykel zarar gördükçe heykeli yeniliyormuş. Yani 1900’lü yılların başında inşa edilen heykelin orijinal haliyle bugünkü aynı değil. Heykelin inşası için de Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen’in yazdığı Küçük Denizkızı Masalı’ndan esinlenildiği söyleniyor.

Christiania ise 1971’de özerkliğini ilan etmiş, anarşist, yaklaşık 1500 nüfuslu otonom bir bölge. Orayı tek başıma gezmeyi planlıyordum ama uzun yıllardır Kopenhag’ta yaşayan Arnavut arkadaşım güvenli olmayabileceğini söylediği için benimle gelmişti. Sabah saatleri olduğu için insanlar sokaklarda değildi, ama olsalardı da güvensiz bir durumla karşılaşabilineceğini sanmıyorum. Duvarlarda hippi şarkı sözleri, saçları rastalı erkekler ve kadınlar, ekolojik gıda dükkanları, biraz da uyuşturucu kullanımı. Kısacası Christiania oldukça renkli ve bir o kadar da farklı, ama mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Danimarka Kopenhag'da bulunan Christiania

Danimarka Kopenhag’da bulunan Christiania

Son olarak şunu söylemek istiyorum; canım anneannem, yemek yemeyi sayende ve bu ülkelerle sevdim 🙂

Share.

Leave A Reply