Tek Nefeste Dedeağaç (Alexandroupoli)

4
Takip edin ve Paylaşın
4

Dedeağaç’a vardığımızda saat öğleden sonra üç bucuk civarıydı. Ertesi gün birimiz Türkiye’ye geri dönecek diğerimiz Kavala’ya devam edeceğinden Dedeağaç’ı keşfetmek için önümüzde sadece bir günümüz vardı. Vakit kaybetmeden valizleri otele bırakıp keşfe başlayalım dedik. Bu arada İStanbul’dan Dedeağaç’a nasıl geldiğimizi merak ediyorsanız onun için bir önceki yazıma göz atabilirsiniz (tık!)

Otel olarak Marianna Otel’i tercih etmiştik. Otel kent merkezinde olduğu için her yere yürüyerek gidebiliyorduk. Valizleri odaya bıraktıktan sonra kendimizi dışarı attık. Yalan yok hava biraz soğuktu. Mevsiminde gitmezsen olacağı buydu ama olsun, bu soğuk havalar bizi yıldıramazdı. Yıldıramadı da. Soğuk demedik, yol yorgunluğu demedik Dedeağaç’ın sokaklarını adımlamaya başlayıp şehri keşfetmeye başladık. Keşif yolculuğumuz sonunda biraz yorulup bolca üşüdük ama günün sonunda Dedeağaç merkeze ait güzel bir öneri listesi oluşturduk. İşte size tek nefeste Dedeağaç’ı keşfetmek için 10 numara 5 yıldız bir şehir özeti.

Keşfetmeye hazırız

Dedeağaç’ı keşfetmeye hazırız

Dedeağaç

Siz şehri keşfe hazırlanırken ben de size Dedeağaç hakkında kısa bir bilgi vereyim. Malum, bir şehri keşfetmeye başlamadan önce o şehrin tarihi ve demografik yapısı hakkında az da olsa bilgi sahibi olmak iyidir.

Dedeağaç, Akdeniz havzası boyunca konumlanmış diğer sahil kasabaları gibi aslında oldukça eski bir balıkçı yerleşkesi. Ta ki 19. yy’a kadar. Bu tarihte Balkanlarda ciddi bir demiryolu ağı inşaatı başlıyor. Dedeağaç da bu demiryolu ağları üzerinde bulunuyor. Artan yolcu trafiği ve ticari hacim haliyle bir zamanların balık kasabası olan Dedeağaç’ı önemli bir ticari merkez ve liman şehri konumuna yükseltiyor. Şehrin bugünkü nüfusu 60.000 civarında.

Dedeağaç Deniz Feneri

Dedeağaç gibi denize komşu bir şehirde yapılabilecek en iyi şey sahil boyunca yürümek ve ciğerlerinizi masmavi denizin iyot kokusuyla doldurmak. Yok beni deniz tutar demeyin, vallahi hakkımı helal etmem. Biz de Dedeağaç’ı keşfetmeye sahilden başladık. Sahile iner inmez de ilk gördüğümüz deniz feneri oldu. Okuduğumuza göre 1880 yılında Fransız bir şirket tarafından inşa edilmiş olan deniz feneri 40 km uzaklıktaki gemiler tarafından bile görülüyormuş. Bembeyaz olan fenerin tepe kısmı ise yeşil. Neden yeşil derseniz, işte onu bilmiyoruz. Halen aktif olan deniz feneri şehre gelen her turistin önünde fotoğraf çektirdiği bir yer. O yüzden siz de deniz feneri önünde bir selfie çekmek için telefonunuzu hazır edin.

Dedeağaç deniz feneri

Dedeağaç deniz feneri

Kubepveio

Dedağaç’ın 60.000 olan nüfusuna aldanıp da burada keyifle oturulup bir şeyler yiyip içebileceğimiz mekan yoktur düşüncesine kapılmayın. Ayıp etmiş olursunuz. Çünkü Dedeağaç’ta her zevke her bütçeye göre bir mekan bulmak mümkün. Biz sahilde yürüyüş yapıp da açıktığımızı hissettiğimiz zaman böyle bir mekana giri verdik. Mekanın adı Kubepveio. Özellikle gençlerin yoğunlukla tercih ettiğini gördüğümüz mekanın mönüsü de bir hayli geniş. Tercihinize göre mutlaka bir şeyler bulabilirsiniz. Bu arada biz oradayken mekanın İngilizce mönüsü yoktu. Bu böyle olmaz, İngilizce bir mönü hazırlatın dedik. Belki siz gittiğinizde bir İngilizce mönü bulursunuz. Eğer size İngilizce mönü verirlerse bilin ki bu bizim sayemizde 🙂 Fiyatlar ortalama olup, resimde gördüğünüz iki tabak risottoya toplam 13€ ödedik.

Dedeağaç - Kubepveio

Dedeağaç – Kubepveio

Mekanda dikkat çeken bir şey de genç çiftlerin tavla oynamasıydı. Sorduk ve öğrendik ki o bölgede tavla bir hayli yaygınmış ve özellikle gençler tavla oynamayı çok seviyorumuş.

Argo Sea and City

Karnımızı doyurup biraz ısındıktan sonra şehrin sokaklarına arşınlamaya devam ettik. Malum, insan blogger olunca her şeyin önünde blogger pozu vermeden edemiyor. Her poz için de defalarca kadraj ayarı yapınca kısacık mesafeler bitmek bilmiyor. Neyse, biz yine böyle kendimizden geçip sokak aralarından fotoğraf çektirirken kendimizi tekrardan sahilde bulduk. Sahil de bulduk ama bir yandan da yemek sonrası kahve için yanıp tutuşuyoruz. Tam bu sırada sahil yolu üzerindeki Argo Sea and City isimli mekanı gördük. Hadi burayı deneyelim dedik ve kendimizi mekandan içeri attık.

Dedeağaç - Argo

Dedeağaç – Argo Sea and City

İçeri girince gördük ki burası olukça geniş bir mekan. Hem kapalı alanı var hem de muhteşem deniz manzaralı açık bir balkonu. Ne yazık ki balkon kısmı mevsimsel nedenlerle kapalıydı. O yüzden biz de içeride oturmak zorunda kaldık. Zorunda dediğime bakmayın, teklif etselerdi de kabul etmezdik zaten. Çünkü biz kahvesini sıcak ortamda içmeyi sevenlerdeniz. Kahvelerimizi sipariş ettik. Kahveler geldi ve biz kahvelerimizle demlenmeye koyulduk. Mekan çok kalabalıktı. Muhtemelen oldukça popüler bir yer. Yazın daha da kalabalık olacağından hiç şüphem yok. Manzarasını değerlendirmek isteyen herkes buraya akın ediyordur. Siz de sıcak mevsimde burada olacaksanız, Argo Sea and City’e mutlaka uğrayın. Kahvelerin fiyatı ortalama 3€.

Dedeağaç - Argo'da kahve keyfi

Dedeağaç – Argo’da kahve keyfi

Bu arada hazır yeri gelmişken Yunanistan’daki mekanlar hakkında 2 bilgi vereyim. Bunlardan birincisi Yunanistan’da kapalı alanda sigara içilmesi serbest. Bu bizler gibi sigara içmeyenler için kötü ama sigara tiryakileri için mutluluk verici (!) bir haber. İkincisi ise, bir mekana gittiğinizde önden mutlaka bir bardak veya bir şişe su geliyor ve bu su ücretsiz. Bu da Türkiye’deki mekanlara örnek olsun.

Konuyu çok dağıtmadan keşfimize devam edelim. Biz kahvemizi içip enerjimizi topladıktan sonra blogger görev aşkıyla tekrar sokaklara düştük. O sokak senin bu sokak benim gezerken bol bol fotoğraf çektik. Bu sırada saat de bir hayli ilerlemişti. Dedik otele gidip biraz dinlenelim. Malum akşama Nisiotiko Taverna’sında rezervasyonumuz var.

Nisiotiko Tavernası

Önce kısa bir girizgah yapayım. Yunanistan’a gelecek olanlar yiyecek ve mekan konusunda listelerinin başına mutlaka güzel meze ve deniz mahsulü yiyebilecekleri bir taverna koysunlar. Taverna da neymiş demeyin. Bizdeki meyhanelerin Yunan versiyonu. Biz de bir tavernaya gitmeden Dedeağaç’tan dönmeyeceğimiz için tek gecemizde akşam yemeğini bir tavernada yemek istedik ve Dedeağaç’ın meşhur Nisiotiko tavernasında rezervasyon yaptırdık.

Dedeağaç - Nisiotiko Taverna

Dedeağaç – Nisiotiko Taverna

Nisiotiko tavernası oldukça meşhur bir mekan. Tavernaya gittiğimizde gördük ki şehre gelen Türkler arasında da bir hayli meşhurmuş. Bunun muhtemelen iki önemli sebebi var. Birincisi sundukları meze ve deniz mahsullerinin bir hayli lezzetli olması, ikincisi ise çok iyi Türkçe konuşan garsonların sunduğu kaliteli hizmet.

Zarifi sokağında bulunan mekan oldukça merkezi bir konumda. Eğer oteliniz şehir merkezinde ise tavernaya yürüyerek çok rahat gidebilirsiniz. Biz de öyle yaptık. Tavernaya gider gitmez rezerve ettiğimiz masamıza geçip mönüyü incelemeye başladık. Mönüde farklı damak tadlara hitap edecek bir çok farklı meze bulunuyordu. Onlar arasından biz tercihimizi Yunan salatası, cacıki, kabak kızartması, ahtapot ızgara, soğanlı kalamar ve tabi ki bir şişe uzodan yana kullandık. Yunanistan’da uzolar 20’lik şişelerde servis ediliyor. Kural şu; sen 20lik şişeni masana alırsın, ne kadar içeceksen, bardağına kendin doldurursun. Öyle garsona ben duble alayım, arkadaşıma da tek ver gibi sipariş vermiyorsun. Usul bu. Nisiotiko’da böyle iki kişilik bir masanın ortalama fiyatı 50€.

Dedeağaç - Nisiotiko Taverna'nın lezzetleri

Dedeağaç – Nisiotiko Taverna’nın lezzetleri

Tüm yediklerimiz bir hayli lezzetliydi. Zaten yemek sırasında ve sonrasında Yunanlıların bu işi ne kadar iyi yaptığını konuşup durduk. Bu arada gecede bir de sürpriz oldu ve bir anda tavernaya çalgıcılar geldi. Klarnet, keman, darbuka ve gitar dörtlüsünden oluşan bu grup ortamı bir hayli neşelendirdi. Gerçi çaldıkları şarkıların önemli bir kısmı Türkçe şarkılar olunca biraz sükutu hayale uğramadık değil. E insan Yunanistan’da olunca daha çok Yunanca şarkılar dinlemek istiyor. Olsun, yine de ortamı neşelendirdikleri için çalgıcı abilere buradan da teşekkürlerimiz iletelim.

Sonuç olarak biz o akşam çok güzel bir yemek yedik. Hem yediklerimiz çok lezzetliydi, hem de mekanın servisi çok kaliteliydi. O yüzden Dedeağaç’ta bir tavernaya gidecekseniz adresiniz Nisiotiko Tavernası olsun.

Kafka Bookstore & Cafe

Güzel bir akşam yemeği sonrası keyifli keyifli otele dönerken gündüz gördüğümüz kahvecinin önünden geçiyorduk. Tuğla bir binanın içinde yer alan ve iç dekorasyonuyla bizi etkilemiş olan mekanda bir kahve molası verelim dedik. Saat biraz geç olduğu için mekanda sadece bir masa doluydu. Acaba kapatıyorlar mı diye sorduğumuzda gece 11’de kapattıklarını söylediler. Çok sevindik ve hemen bir masaya oturduk. Mekanda tek başına servis yapan garsona siparişimizi verdik. Birkaç dakika sonra kahvelerimiz geldi. Bir yandan kahvemizi yudumluyor bir yandan da tüm günün muhasebesini yapıyorduk.

Dedeağaç - Kafka Kitapevi ve Kafe

Dedeağaç – Kafka Kitapevi ve Kafe

Geceyi sonlandırdığımız Kafka Bookstore & Cafe hem bir kitapçı hem de bir kafeydi. Arkada küçük bir bahçesi de olan mekanın hem kahveleri lezzetliydi hem de oldukça dinlendirici bir ambiyansa sahipti. Eğer Dedeağaç’ta sakin bir kahve molası vermek isterseniz burayı denemenizi öneririm. Kahveler ortalama 2€ fiyata sahip.

Dedeağaç - Kafka Kafenin iç dekorasyonu

Dedeağaç – Kafka Kafenin iç dekorasyonu

Salgamis Bakery

Bir gün önce geldiğimiz Dedeağaç’tan bugün ayrılacaktık. O yüzden kalan vaktimizi iyi değerlendirmek adına uyanır uyanmaz çantalarımızı hazırladık ve otel lobisine bırakarak kendimizi dışarı attık. Kahvaltıyı otelde yapmak istemiyorduk. Aklımızda dün önünden geçerken vitrinindeki ürünleriyle dikkatimizi çeken Salgamis Bakery vardı.

Dedeağaç - Salgamis Bakery

Dedeağaç – Salgamis Bakery

Otelden çıktıktan bir iki dakika sonra mekandaydık. Hemen ne yiyebiliriz diye tezgahlara göz gezdirmeye başladık. Aman yarabbi her şey çok güzel ve çok taze görünüyordu. Karar vermek zor olsa da biz tercihimizi peynirli ve sosisli böreklerden yana kullandık. Birer de kahve söyledik. Siparişlerimizi alıp müsait olan bir masaya oturduk. Kahveleri öyle çok etkileyici olmasa da diğer ürünleri oldukça lezzetliydi. Özellikle de peynirli börek çıtır çıtırdı. Kısacası Salgamis Dedeağaç’ta kahvaltı yapmak isteyenler için bence gayet iyi bir alternatif. Börekli kahveli bir kahvaltının fiyatı 5€ civarında.

Dedeağaç - Salgamis Bakery

Dedeağaç – Salgamis Bakery

Alternatif Mekanlar

Benim Kavala’ya gitmek için saat 11:00’de otobüsüm olduğu için kahvaltı sonrası artık çok fazla bir vaktim yoktu. O yüzden gözüme çarpan bazı mekanları ne yazık ki deneyemedim. Ama yine de bu mekanları sizinle paylaşmak istiyorum. Belki sizler gider ve yorumlarınızı benimle paylaşırsınız. İşte o mekanlar; Goody’s, Room 6, Soho, Fleur de Lis

Not: Bu seyahate başka bir gözden de bakmak isterseniz o zaman “@benimdiyetyemekleri”nin bu yazısına bir göz atın derim.

This post is also available in: İngilizce

Share.

4 Comments

  1. Aslı Kılıç on

    Nisiotiko meyhaneye ben de gitmiştim ve çok sevmiştim. Ben de çevremdeki herkese Dedeağaç’ı öneriyorum 🙂

  2. Serap Yıldırım on

    Dedeağaç’a bu kadar kolay gidilebileceğini bir önceki yazınızdan okumuştum. Şimdi de Dedeağaçta ne yenir onu yazmışsınız. Bu yazılar beni ve arkadaşlarımı Dedeağaç’a gitmek konusunda cesaretlendirdi. Mayıs gibi arkadaşlarla gitmeyi planlıyoruz.

Leave A Reply