Leonard Cohen’in İzinde Hydra Adası

0
Takip edin ve Paylaşın
0

2017 yılının Haziran ayında çok ani gelişen; minik bir Ege turu yapmıştım: İzmir, Bodrum, İstanköy (Kos) ve Atina. Bana göre, en can alıcı durağım, toplamda bir hafta süren gezinin yalnızca birkaç saatini oluşturan Hydra Adası’ydı. Kos Havalimanı’ndan Atina’ya havalanan uçakta gün batımını seyrederken beni heyecanlandıran şey Atina’ya gidiyor olmak değil, Pire Limanı’ndan Hydra Adası’na geçme planımdı. Çünkü Hydra Adası, şair ve müzisyen Leonard Cohen’in adasıydı. Cohen ise benim için dizeleriyle hayatı anlamlı kılan nadir insanlardan biridir…

Leonard Cohen ve Hydra Adası

Cohen, 1960’lı yıllarda Hydra’dan bir ev satın almış ve yaklaşık 6 yıl boyunca orada yaşamış; zaten birçok biyografisinde de Hydra’nın Cohen dizelerindeki etkisine değinilir. Şarkıları “Bird on Wire”, “So Long, Marianne” ve kitabı “En Sevilen Oyun”u orada yazmış, daha sonradan sevgilisi olacak Marianne Ihlen ile orada tanışmış.

 

hydra 9

Katsikas’da kahvaltı / Marianne – Leonard – George – Charmian (http://leonardcohenonhydra.com)

Hydra Adası’na Bilet Yok !

Uçağın tekerleklerinin Atina Havalimanı’na değmesini takiben Atina’da yaklaşık üç gün kaldım, iki günü Akropolis ve çevresinde; Antik Yunan’da geçirdim. Üçüncü günü ise günübirlik olarak Hydra Adası’na ayırmayı planlıyordum. Her zaman gezilerimde uçak biletleri dışındaki tren, feribot gibi fiyatı sonradan değişmeyecek biletleri vaktinden birkaç saat önce satın aldığım için Pire’den Hydra’ya gidecek feribotun biletini de son güne kadar satın almadım. Böylece, bir Çarşamba sabahı Atina’da uyandım ve hemen internetten Hellenic Seaways bilet sayfasını kontrol ettim: Hydra’ya sabah feribotları için biletler tükenmişti! Sadece saat 16:00 feribotunda yer vardı ama benim de gece Hydra’da kalacak yerim yoktu, yani 20:45 feribotuyla geri dönmem gerekiyordu. Bu da demek oluyordu ki günübirlik gezi planım birkaç saatlik gezi planına dönüşüvermişti. Gitsem mi, gitmesem mi diye iç hesaplaşmamı yaparken kendimi bir anda Pire Limanı’nda buluverdim.

hydra 1

Pire mi Eminönü mü ?

Pire (Pireaus) idari açıdan ayrı bir şehir olarak kabul edilmesine rağmen, Atina şehir merkezinden ulaşımı oldukça kolay; şehir içi metro hattıyla ulaşılabiliyor. Zaten Pire Limanı da çoğu Yunan adasına ve bazı Akdeniz destinasyonlarına giden feribotlarla ve teknelerle dolu. Onun dışında genel olarak oradaki yaşantıyı Eminönü’ne benzettiğimi söyleyebilirim. Satıcılar, kafeler ve büfeler Eminönü’nü andırdı bana.

Leonard Cohen’in Evi

E8 numaralı kapıdan kalkan Hellenic Seaways feribotuyla, “Ah o gemide ben de olsaydım, açık denizlere yol alsaydım!” konseptinde gelişen yolculuğuma başladım. Saat 17:45 civarında Hydra’ya vardım ve dikkatimi çeken ilk şey adadaki eşekler, beyaz evler ve sessizlik oldu.

hydra 8

Hydra Adası

hydra 2

Ana caddede birkaç tur attıktan sonra Leonard Cohen’in evini bulmak için birkaç kişiyle konuştum. Ama herkes beni başkasına yönlendiriyordu. En sonunda yaşlı bir amca bana “Four Corners” isimli bakkala sormamı söyledi. Bakkalı bulmak üzere yaklaşık on dakika merdiven tırmandım, ayıp olmasın diye bakkaldan bir litre su aldım evin yerini sormadan önce. Bakkalın sahibi evi kötü İngilizce’siyle tarif etti, zaten çok yakınmış, hemen buluverdim. Fakat enteresan olan, evin etrafında “Leonard Cohen’in evi burası, gelin ey turistler, fotoğraf çekin” diye haykıran bir tabela yoktu. Sonradan öğrendim ki, Leonard Cohen’in ailesi, arkadaşları ve adalılar Cohen’in hatırasına saygı duymak için evin yerini paylaşmaktan pek hoşlanmıyorlarmış.

hydra

Leonard Cohen’in evine çıkan merdivenler

hydra 5

Zaten adada toplamda yaklaşık üç saatim olduğunu düşünürsek, geri dönüşüme sayılı saatler kalmıştı, o yüzden bütün zamanımı evin önündeki basamaklarda oturarak, düşünerek, elektrik tellerini izleyerek ve çiçeklerin seslerini dinleyerek geçirdim. Bütün bu içsel anları yaşarken Dublin’li yazar Paul ile tanıştım. Kendisi belki çok ünlü bir yazar bile olabilir, ama soyadını sormadığım için kendisi hakkında internette araştırma yapamadım. O yüzden Paul bende hep gizemli kalacak. Paul’un babası Cohen’in arkadaşıymış, o nedenle düzenli olarak adayı ziyarete gelirlermiş eskiden. En son 1990 yılında gelmiş. “Şimdi çok yaşlandım, eskisi kadar gezemiyorum, Dublin’den buraya gelmek çok da kolay değil.” diye serzenişte bulunmuştu.

Bird on a Wire şarkısına ilham kaynağı olan elektrik telleri

Geri kalan saatler de hemencecik tükeniverdi, belki çok hızlı ve çok kısa oldu ama çok güzeldi.

Cohen’in 1960’lı yıllarda satın aldığı eve, adada tanıştığı; şarkılar yazdığı Marianne’e, şarkıların dizelerine ve bütün bunların tüm yaşanmışlıklarına selam olsun.

Like a bird on wire, like a drunk in midnight choir, I have tried myself to be free...”

Share.

Leave A Reply